35 |  Beğen

Aylin Gözen ile Değerli Taşlar Hakkında

Dünya Pırlanta Konseyi Üyesi Aylin Gözen ile Nişantaşı’nda bir araya geldik. Hem değerli taşlar üzerine konuştuk hem de merak ettiğim pek çok soruyu sordum. En çok taşların anlamlarını merak ediyordum. Taşların enerjisi ve insanlar üzerine yansıttığı etkileri konuştuk. Değerli taşlar ve mücevhercilik ile ilgili trendleri daha yakından takip etmek isteyenler Aylin Hanım’ın blogunu ziyaret edebilirler:

http://aylingozen.blog.com/

Uluslararası Renkli Taşlar Derneği ve Dünya Pırlanta Konseyi Üyesisiniz, bu süreç nasıl gerçekleşti?

İş hayatına başladığımda bir yıl kadar süren ajans deneyiminin ardından moda sektöründe, bilinen bir firmanın Pazarlama Müdürlüğünü yaptım. Daha sonra firmalara iletişim ağırlıklı Pazarlama Danışmanlığı’na devam ettim. Yaklaşık 5-6 yıldır da çalışmalarımı sadece mücevher sektörüne yönelttim. Çeşitli orta ve büyük çaplı organizasyonlar yaptım, sergiler düzenledim, kitabım yayınlandı, uluslararası derneklere üye oldum. Şimdi kitap ve konsey çalışmalarının yanında, uluslararası bir mücevher firmasının Kurumsal İletişim Direktörlüğünü yapıyorum.

Mücevhere ilgim hep vardı, ama özel bir malzeme keşfedip bunun yan malzemeleri için uluslararası fuarları ziyaret etmeye başlayınca özellikle mücevher taşlarını büyüleyici buldum. Önce yurt dışında neler var, neler oluyor sektörü tanımaya çalıştım ve fuarlara gitmeye başladım. Bu süreçte mücevher taşlarını öğrenmeye başladım ve gemologlarla tanıştım. Onların vasıtasıyla ICA / Uluslararası Renkli Taşlar Derneği ile tanıştım. Bu derneğin üyeleri mücevher taşlarını çıkaran madenciler. Brezilya’dan, Afrika’dan ve pek çok yerden üyeleri var ve en az 3 üyenin tavsiyesi ile üye olmak mümkün. Onlarla tanıştıktan sonra madenler ve mücevher taşları üzerine güncel ve sahadan gelen bilgilere ulaşma şansım oldu. Sektörü daha yakından tanıdım. ICA, dünyada renkli mücevher taşları konusunda en önemli dernek. Yıllık toplantıları yapılıyor, burada güncel bilgilere ulaşıyorum. Bu toplantılar sayesinde uluslararası en son bilgileri alıp firmaların, markaların yeniliklerini bire bir görebiliyorum.

Dünya Pırlanta Konseyi ile tanışmam da bu vesile ile oldu. Yaptığım bazı çalışmaları görme şansları oldu, daha sonra onlarla da bir iki ufak çalışmam oldu, sonrasında üyelik teklifi aldım. Bir süredir de üyeyim.

Taşlarla, ham hallerinden itibaren haşır neşir olunca, çok fazla mücevher taşını bir arada pek çok çeşidiyle görünce, çoğunlukla karakteristik oluşumlarından ve renklerinden nereden çıktığını da tahmin edebiliyorsunuz. Ama mücevher taşları için laboratuvar testleri olmadan “Budur” demek çok doğru değil. En iyi ihtimalle “%90 budur” denilebiliyor.

Türkiye doğal taşlar açısından ne durumda?

Türkiye Kuyumculuk ve mücevheratta çok iyi. Doğal taşlar açısından sınırlı kaynaklarımız da var ama kayda değer başarımız kuyumculuk ve mücevheratta.

Taşın anlamı ya da enerjisi ile ilgili her yerde pek çok yazı okuyabilirsiniz, bununla ilgili düşünceleriniz nedir?

Biz bu kuruluşlarda, taşların insanlar ile ilişkisinde ispatlanmış verilere veya tarihine, gerçekten düşünülmüş, atfedilmiş inanışlara bakmaya çalışıyoruz.

Türkiye’de en büyük sıkıntı ise, internette mücevher taşları ile ilgili okunan her bilginin kaynak olarak görülmesi. Günümüzde her isteyen, internet sayesinde, istediği şekilde her konuda fikir yürütme imkanına sahip, hatta artık ortaokul çocukları bile çok ciddi görünen web siteleri hazırlayabiliyor. Neye inanacağımızı bilmek, kaynağın ciddiyeti ve güvenilirliğini araştırmak çok önemli. Kısa bir kursa katılanlar dahi kendilerini taş uzmanı olarak tanıtabiliyor. Bunun için mutlaka uluslararası gelişmeleri takip etmek, fuarları, firmaları ziyaret etmek, son gelişmeleri ve iyileştirme ya da imitasyon tekniklerini takip etmek için gemologlar ile irtibatta olmak gerekli. Yanlış bilgilerin hızla yayılması çok üzücü.

Taşlara yüklenen manalar da bu kapsamda. Sanki her taş her şeye iyi geliyor. Oysa bu konu bilimsel veriler veya tarihinden gelen özellikler ile birleştirildiği zaman, “Evet bu taşın buna iyi geldiğine veya şu özelliği olduğuna inanılmıştır” diyebiliriz.
Örneğin nişan yüzüğü olarak safir taşlar tercih edilmiş yüzyıllardan beri, çünkü safirin sadakati temsil ettiği düşünülmüş.
Bunun yanı sıra, değerli taşlar ile bir takım hastalıkları iyileştirmek üzere tıp kuruluşları tarafından ciddiyetle yapılan araştırmalar var. Biz özellikle ciddi kurum ve kuruluşlar ile görüşürken bu araştırma ve taşın tarihine bakıyoruz. Yoksa “suya koyun başucunda bekletin”lerden çok, üniversitelerin alternatif tıp bölümlerinde yapılan deneylere göre çıkan sonuçlara göre değerlendiriyoruz.

Takı seçerken nelere dikkat edersiniz?

Doğal mücevher taşı kullanılmasına dikkat ederim, sanırım onları bu kadar yakından tanıdığım için. Sıra dışı takıları severim, farklı tasarımlar beni çekiyor. Bu kadar yurtdışı fuar ve kongre ziyaretinden sonra, kendi aldığım taşları kendim çizip mücevher yaptırmayı da çok seviyorum. Bugünlerde, son yaptığım Brezilya’daki kongre ve taş fuarı ziyaretinden sonra oradan aldığım taşları yaptırmayı planlıyorum, özellikle çok sevdiğim minik Paraiba Turmalin’imi.

Kullanırken de, gece ve gündüz diye takıları fazla ayırmam. Hepsini gündüze geceye uyarlayabiliyorum. Bazen gece aynı takımın hem küpesi hem kolyesini takmak mümkünken, gündüz sadece kolyesini takıp kullanabiliyorum.

Bir kitabınız var, İstanbul’un 100 Mücevheri. Kitabın yaratım süreci nasıl oldu?

İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından yayımlanan ve İstanbul ile ilgili yüz mekân, kişi, tarihi-kültürel eser ve fenomenlere ilişkin yüz ayrı kitap çalışmasını içeren İstanbul’un Yüzleri Projesi’nin bir kitabı.

Kitapta, uzun süreden beri İstanbul’da sergilenen, şehirle özdeşleşmiş mücevherlere ve geçmişten günümüze mücevher sanatçılarının, ustaların çalışmaları yer alıyor. Bu kitapta şu an İstanbul’da olan 100 tane mücevher tanıtılıyor. Geçmişten günümüze inceleme yapmaya dikkat ediyorum. İstanbul’un 100 Mücevheri de öyle bir kitap oldu ve Bizans döneminden başlıyor. Bizans döneminden itibaren İstanbul’da sergilenen mücevherleri içeriyor.

Yaklaşık iki yıl süren titiz bir araştırma ve çalışmanın ürünü bu kitap. Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ait değerli ziynet eşyaları, savaşlarda kullanılan zırhlar ve muhtelif eşyalardan oluşan İstanbul’un antika mücevherleri, şehirden esinlenerek hazırlanmış takı koleksiyonları (özel ve seri üretim), İstanbullu günümüz sadekârlarının (mücevher ustası) ürettikleri mücevherler ve mücevher tasarımcıları yer alıyor.

Geçtiğimiz günlerde, “İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı” kitabının da içinde yer aldığı “İstanbul’un 100’leri” serisi, ESKADER’in 2010 Kültür Sanat Ödülleri organizasyonunda “En İyi Ansiklopedik Eser” ödülüne layık görüldü.

Kitabın sonunda, bu konudaki en doğru bilgileri içeren değerli taşların anlatıldığı bir sözlük de bulunuyor.

Yaşadığımız topraklar, takının ve kuyumculuğun beşiği. Arkeolojik bulgular, ilk işlenmiş metal örneklerinden başlıcalarının Anadolu topraklarından olduğunu gösteriyor. Bunun ardından tarih boyunca, halen kuyumculukta kullanılan ya da kullanılabilecek pek çok teknik geliştirilmiş. Ancak bunlar yeteri kadar sahiplenilip tanıtılmadığından, ya bir kısmı unutulmaya yüz tutmuş, ya da başka ülkeler bizden önce sahiplenmeye başlamış.

Kültür öğelerimizin en önemlilerinden biri olan kuyumculuğun daha fazla tanıtılması gerektiğine, geçmişte ve günümüzde sahip olduğumuz ustalarımızın ve eserlerinin uluslararası platformlarda da daha fazla dile getirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Kitabı hazırlarken serinin “İstanbul’un 100’leri” adını taşıması nedeniyle İstanbul’da sergilenen, şehirle özdeşleşmiş mücevherlere ve geçmişten günümüze mücevher sanatçılarının, ustaların çalışmalarına yer vermeye dikkat ettim. Ama en fazla kitabın sadece Osmanlı Dönemi’ni değil, günümüzü de kapsamasına gayret ettim. Günümüzde de kendini yeterince tanıtamayan ustalarımız, ya da gurur verici işler çıkaran ve seri üretim yapan firmalarımız var. Bence tam bir İstanbul mücevher mozaiği.

Zaten daha önce İstanbul Fuarı’nda projelendirip organize ettiğim “Zaman Tüneli – Osmanlı İmparatorluğunun İhtişamından 2011 Trendlerine Türk Mücevheri” sergisi de aynı düşüncemden yola çıkarak uyguladığım bir projeydi. Geçmişteki ihtişamlı mücevherlerimiz ve mücevher tarihimizin yanında, bu ihtişamı yansıtmaya devam eden, bunun üzerinde yükselip gelişen günümüzdeki kuyumculuğumuzu ve çok değerli ustalarımızın varlığını vurgulamaktı amacım.

Önümüzdeki yılın trend’leri neler peki sizce takılarda?

Öncelikle, trendler belirlenirken uzun ve kısa dönemde bazı verilere bakılıyor. Uzun dönem trendlerinin oluşması için sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda bir hareketin, değişimin olması gerekiyor.
Zaten tüm dünyada da renkli mücevher taşlarının kullanımı yükselen trendler arasında. Bu trendler, modayı önden izleyen starları, tanınmış yüzleri etkilerken, onların haberleriyle çevrelendiğimiz dünyamızda bizleri de yavaş yavaş içine alıyor, tercihlerimizi bilinçli ya da bilinçsiz yönlendiriyor. Bu nedenle, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de, pırlantaya olan ilginin ardından artık artmaya başlayan tercih renkli pırlantalara, renkli safirlere, turmalin, kuvars gibi değerli taşlara kayıyor. Bu renklilik gerek modayı, gerek bireysel tarzı yansıtmada daha büyük bir cıvıltı sunuyor.

Günümüzde çalışan kadınlar, daha günlük kullanabileceği her ortama ayak uydurabilecek takıları tercih ediyor. Özellikle son 5 yıldan beri seri üretim şeklinde yapılan takıların yerini daha çok tasarlanmış mücevherlerin aldığı hissediliyor. Bu birey olarak farklılaşma, kendine özgü olma, kendini ifade etme şeklinde değişen tercihlerin bir sonucu. Artık bireyler, bir anda ortaya çıkan ve hızla geçip tüketilen baskın modaların ara sıra etkisinde kalsa da, birbirinin aynı olmak değil, her şeyiyle farklı olmak istiyor. Eskiden bir arkadaşında gördüğü mücevherin hemen aynısını almak isteyen bayanlar, şimdi tam da aynı nedenle, arkadaşında olduğu için aynısını almıyor.

Önümüzdeki yılın megatrendleri arasında, küresel ısınmanın gündemde geniş yer kaplaması sonucu ortaya çıkan “Global Warming” teması, doğaya duyduğumuz özlemin yansıması olan “Kral Kelebekler” ve çiçekler, geçmişe, romantizme, eski aşklara duyulan özlemi anlatan “White Dreams” teması yer alıyor.
Shambalalar da yükselen trendler arasında.